Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

9 Aralık 2014 Galatasaray Arsenal Maçı

Resim
Dakika 3 : Sinan Bolat'ın goldeki refleksi, mimiği, jestiyle (ki bu şutu Sinan'ın çıkarmasını beklemem, haksızlık olur) bu takımın kalecisi olamayacağını anlattığı maç. Dakika 11 : Sanırım Sinan bu maçı tamamlayamaz/tamamlamamalı. Ömer Çatkıç'ın bir milli maçı vardı. Çok kötü iki hareket yapmış ve kenara "Beni çıkarın, beni çıkarın" deyip 2 dakika sonra ardına bakmadan koşarak çıkıp kaçmıştı. O geldi aklıma. Biraz "uza" abi. Olduğun yerde kalecilik yapılır mı? Yer tutmak desen o da yok zaten ki 2.'yi yedin. Dakika 20 : Kaleye gelen 3. şut. O da Sinan'a değip geçti, direkten döndü. İnanılmaz. Galatasaray niçin ortasahası bu kadar savunmasız, kanatları neden bu kadar tehlikeli bir şekilde sahaya çıkmış anlaşılabilir değil. İngiliz takımına karşı anında 5'liye çeviremeyeceğin bir orta sahayla, hücuma çıktığında arkasına dolduracak hızlı ikinci bir adam koyamayacağın beklerle maça başlamak intiharımsı bir şey. Sinan'ı saymıyorum. Orta saha o...

Hamza * (1 + oğlu)

Resim
Galatasaraylının içini rahatlatacak hoca değildir. Lakin getirilebilecek en kötü hoca da değildir. Yönetimin istediği düşük maliyetli, kolay harcanabilir bir hocaydı. Şimdi eğri oturmadan insan gibi konuşalım; bir kere yönetim, ara yönetim ve gram cesaretleri yok. Yoksa koskoca Galatasaray başkanı geliyor, bir önceki başkana yardırıyor, "Galatasaray'ın amığa goymuşlar, kemer sıkmamız lazım" diyor; öte yandan "Mayıs ayındaki olağan seçimde aday değiliz" diye de ekliyor. Futboldan kim sorumlu? Abdürrahim Albayrak . Tamam, severiz adamın içtenliğini ama bu adam parası var diye, parasını Galatasaray için harcamaktan çekinmiyor diye her Galatasaray yönetiminin gıdısını okşadığı bir adam. Adam deliriyor Galatasaray diye. Peki bilgi? Yetkinlik? İmaj? Ki imaj bunlar içerisinde en önemsiz olanı, hatta sıktiret onu. Abi adam göreve geldi, ilk gün ak dediğine, ikinci gün bok dedi yahu. Saatten saate dediği değişiyor adamın. Bu adam futboldan sorumlu ve sorumluluğunu yerine...

Açeydim Gollarımı Gitme Diyeydim: Bir Interstellar İncelemesi

Resim
"Interstellar" uzay temalı bir Christopher Nolan filmi. Bu adamın filmleri insanı yoruyor, beynini mıncık mıncık ediyor. İzlemeye hazırlıksız gelenleri zihnini darmadağın etmek için mi yapıyor bunu, anlamış değilim. Adamın senaryo yazarken bir matematiği var; Batman'ler, The Prestige, Memento, hatta en alt seviyede bile o lsa Man of Steel, ama en çok Inception. Bu filmleri izlemek sakin bir kafa istiyor, akılda tutmayı, gözlem yapmayı gerektiriyor. Bir sahneyi izlerken tüm unsurlarıyla değerlendirebilmek adına. Nolan sanki film boyunca denklem çözüyor, filmin sonunda da x'i anlatıyor. Adamın yaptığı sinema sanatı değilmiş gibi, başka bir şey. Birçok veriden oluşan sayısal bir bütünü görsel olarak anlatıyor.  Her bir film kendi içinde bir sistem ve bu sistemler ne kadar tutarlı olursa film o kadar unutulmaz oluyor. "The Prestige"'de filmin bir açığını arasanız çok zor bulursunuz, en fa zla birkaç tane vardır. "Batman"'de olay örgüsünün mantı...

Türk Milli Takımının Başarısızlık Nedeni

Resim
Oyuncu Yetişmemesidir. Oyuncu yetişmemesi derken şöyle anlatayım: oyuncu yetişiyor Türkiye'de ama ağaçta yetişir gibi. Tarlada yetişir gibi. Ne muhakeme, ne "fundamental", ne ahlak. Türk insanı zaten çok ahlaklı değildir; namusludur. İki bacağının arası temiz 'görünüyorsa'; çalmak, çırpmak, yan gelip yatmak, yalan söylemek, arsızlık yapmak, edepsizlik helaldir bizim için. O yüzden futbolcuda ne iş ahlakı, ne edep, ne utanma var. Namus da bu aralar sallantıda. Bir yabancı kuralıdır gidiyor. Yerli oyuncular korunacakmış, yabancı ithal edeceğimize Türk oyuncuları yetişip kaliteyi artıracakmış. İyi de şu milli takımın haline bir bakın: Geçen yılın flaş transferi 7 milyon avroluk Alper Potuk "Milli takımda niye yok?" diye sormuyoruz çünkü o kadar bile iyi oynamıyor demek ki. Bu yılın en sükseli transferi Olcan Adın hem kulübünde hem milli takımda kulübenin kırlenti. Kalede, bir maç önce belki de ülkenin en örnek futbolcularından biri varken (ki kişilikle örne...

Türk Futbolu

Resim
Aynı hoca ile önce zirveyi, sonra dibi görmüş bir tür futbol. Aradaki fark ise zirvenin altın jenerasyonla, dibin de gerçek Türk futbolcusuyla görülmüş olmasıdır. Her ülke futbolda iyi olacak diye bir şey yok; lakin arada sıçramalar oluyor. Aynen şu anda İzlanda'nın yapıyor olduğu gibi. Bosna'nın Dünya Kupası'na gidişi gibi. Şimdi geçmişten günümüze bir bakalım: 1992 Avrupa Futbol Şampiyonası 'nda tatilden gelen Danimarka Milli Takımı şampiyon oldu. Sonrası? Yok. 1994 Dünya Kupası üçüncüsü İsveç oldu. Sonrası? "Zlatan Ibrahimović" 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası , bizim tarihe 5. torbadan girdiği gruplardan finallere katılan ilk takım olarak geçtiğimiz turnuva. Fatih Terim'in 1993 Akdeniz Oyunları'nın şampiyonu olan takımının neredeyse aynısıyla bu başarıyı yakaladık. Yalnız finallerde gol bile atamadan turnuvaya veda ettik. Avrupa Şampiyonası elemelerinin çoğunda öttürerek gruptan çıkıp, finallerde varlık gösteremeyecek olan Çek Cumhuriyeti'nin e...