Liman
Batı liman ından yanaşıyordu gemi. İnmek için yanaşmasını bekleyen iki - üç kişi zincirlere tutunuyordu düşmemek için. Bu arada gemi ne kadar yavaş davranıyorsa yanaşmak için, aynı gemi gibi yavaşça yaklaşıyordu tıknaz, siyah giyimli bir adam iskele babasına doğru. Elini uzattı gemideki meslektaşına, diğeri de halatı ona doğru fırlattı. Martılar yağmurda gemilere uyguladığı taciz uçuşlarını bırakmış sığınacak bir yer ararken, ellerindeki halatlarla iskele babalarını boğmaya çalışan o iki adam gibi, inmek için bekleyen bir avuç insan gibi, yağmurun sesi yüzünden öyleymiş gibi görünen gemi gibi sessizdiler. Sus cezasına çarptırılmıştı her şey. Sadece denizin, gemi ve iskeleyle arasında sıkışan suları gürültü yapabiliyordu o an ve yağmur; sinirlerin boşanmış, bacakları gevşemiş biçimde iki gözü iki çeşme yağan yağmur. Buna rağmen, hiç de hareketli bir gününde değildi deniz. Yağmur yağıyordu ama yüzmetrelerce yukarda nereden bırakılıyorlarsa aynı yere düşüyorlardı damlalar. Rüzgar yoktu. G...