Kayıtlar

Haziran, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir canımız var ulan

Resim
Bakın karde şim, benim derdim başımdan aşkın. Bir de gelip "Asarız keseriz" yapıyorsunuz ya; asıp kesmezseniz adam değilsiniz. Başından sonuna kadar anlatıp da ellerimi yoramam şimdi ama canıma tak dedi. Belinde silah varsa eğer, o silah çıksın da bi görelim kaç kalibrelikmiş, namlusu uzun muymuş kısa mıymış. Silahına güvenen adam adam değildir. Silah taşıyan adam kendine güvenmez. Ağzını açıp konuşacak kapasitesi yoktur. Pipisi de küçüktür, hadi bakalım. İki kişi gelip de benim kadar tırsak, naif adama gider yaptırıyorsanız; o silahları alın annenizin güneş görmeyen yerlerine sürttürün ki bir işe yarasın. Senelerdir diyorum ki "Sabırlı olmak erdemlerin en büyüğü, gurur duyuyorum kendimlen!" Ne sabır kaldı ne birşey. Elim ayağıma dolanıyor sinirden artık, gırtlağını ısırıp parçalayacağım birinizin. Ya gelin adam akıllı dövün beni bir tane kemik bırakmayın, ya da sktirolup gidin artık. Elalemin derdiyle uğraş, sabahtan akşama kadar iş güç için g.tünü yırt, dünya kada...

Ne Gam Kaldı Ne Keder

Resim
Güneş bir gösterdi ya yüzünü, dıravdan bir sevinç kapladı içimi. 2 gündür anam ağlıyor gerginlikten, sıkıntıdan. "Nasıl bir hayat, nasıl bir düzenmiş bu arkadaş" diye kendimle rakı muhabbeti yapar olmuştum. Aslında koşullarda değişen bir şey yok. Herşey aynı b.kluk içinde devam ediyor. Güneş göründü, dertler bitti işte; tipik yaz. O zaman ben de birşeyler yazayım bari. Efendim, aslında ben serbest meslek erbabı bir insanım. Sabahtan akşama kadar g.tümü çürüttüğüm bir kırtasiye, bu kırtasiyede de normal bir kırtasiyeden beklenenlere artı olarak profesyonel resim malzemeleri ve kitap var. Benim bu denli ukala yazılar yazıyor olmamın nedeni bu olabilir yani. Olmaya da bilir, ben ukala değilim bana sorarsanız. Yazılarım ukala. Kimine göre onlar da olmaya bilir. Değişik bir durum, göreceli. Abuk sorular Dışarıdan bakıldığında kırtasiye olduğu çok aşikar bir yer burası. Vitrinde kalemler, kitaplar, defterler. N için "Burası kırtasiye mi?" diye soruluyor hala anlayamıyor...

ttnet gibi senin ben...

N'oluyo ya? Nasıl bir ülkede yaşamak zorunda bırakılıyoruz be?! Kardeşim, bu işi beceremiyorsanız yapmayın. 8Mbps bağlantı var, 30sn'lik videoyu izlemek için 25 dk bekliyorum burda. Blogger ulan bu; sırf yazı ama 2 saatte açılıyor sayfa! Bir tane faturayı gününde ödemedi mi mail yağdırmayı biliyorsunuz ama di mi? Yağmur yağdığında elektriğin kesildiği, Liechtenstein başbakanı ossurduğunda borsanın düştüğü bir ülkede yaşıyor olabiliriz, ama internetimi kesemezsin! İnternetini 30sn'de bir kestiğin için şiddet bağımlısı olan arkadaşım var. Ben de sinirden kafamı monitöre sokacam, yakındır. Beni ben ilgilendiririm ttnet; blogger sayfamı niye kapatıyorsun sen ya? Para verdim domain aldım lan! Sen mi vereceksin paramı?! Youtube yasak, googlearth yasak, blogger yasak; başbakan giriyor ulan başbakan giriyor, ben niye giremiyorum? Ne güzel DNS değiştirip giriyorduk Youtube'a; 10bin tane DNS eskittim giremiyorum artık. E başbakan nasıl giriyor onu söyle bari! Kırk yılın birinde ...

İçe Dönük Bir Arayış: Kıl Dönmesi - Part II

Resim
EMPATİ Mantığınız yolun en zor yokuşunda su mu kaynattı? İnsanlar etkilerinize öngördüğünüz tepkileri vermiyor mu? Planladığınız nedenler ve sonuçlar kişiden kişiye farklılık mı gösteriyor? İşte en sıkıcı yerde duru yoruz şu an. Hesaba katmadığınız şey, herkesin bir insan olduğu. Tüm insanların birer kişiliği vardır. Evet. Kişiliksiz diye tabir ettiğimiz (1 mayıs gösterilerine D&G - Tommy kombinasyonuyla gidenler \ hayali anılarından başka konuşacak hiçbir şeyi hatta ilgi alanı bile bulunmayanlar \ korkaklıklarını ve basiretsizliklerini kaderin oyunlarına ve kendisi dışındaki insanların kötülüğüne bağlayanlar vs, vs...) kimselerin bile birer kişiliği var ve hatta kişiliksizlik bile ayrı bir kişilik. E nasıl çıkacağız bu işin içinden o zaman? Hiçbir yönde karanın görünmediği bu denizde, suyun üzerinde kalmak için sarılabileceğiniz tek şey işte bu bok öbeği: Empati... Mantık şunu gerektiriyor; birinin ayağı takıldı, yere düştü. Elinizi uzattınız kaldırmak için. O da elinizi tuttu...

İçe Dönük Bir Arayış: Kıl Dönmesi - Part I

Resim
DÖNMÜŞ BİR KILDAN ÖĞÜTLER Neden insanların aklında böyle bir yer edindim bilmiyorum ama, artık daha fazla dayanamayacağım: Ben bir ilişki uzmanı değilim. 30-35 yaşında insanların ilişkilerini düzeltmekten, hangi kıza ne demesi gerektiğini soran adamlardan, kendilerine bişeyler anlatan adamların niyetlerinin ne olduğunu soran dişilerden başımı alamamak bana haz vermiyor. Ben sizin yaşadığınız o saçma sapan şeylerden hiç yaşamadım; daha usturuplularını yaşadığımı da pek söyleyemeyeceğim. Aslına bakarsanız, tüm sorunlarınızı çözen kişi, sizin yaşadıklarınızın onda birini bile yaşamamış biri ve maalesef sorunlarınızın kaynağı yaşamış olmak. Şimdi, siz problemlerinizin çözüme ulaşmasından mutluluk duyuyor olabilirsiniz, amma velakin ben sizin yaptıklarınızla dolup taşıyorum ve siz bana patlarken benim patlayacak bir yerimin olmaması beni şişim şişim şişiriyor. Ben sizin angutluk tarikatınızın seyhi olamam. Söylediklerimden sizi aşağılıyormuşum gibi bir anlam çıkarmanız daha da net bir angut...