Kayıtlar

Kasım, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Wikileaks: Angela Merkel Gives Head

Resim
Ulan adam ne sükse yaptı be! Bak bak, şu bakışlara, şu artistliğe bak. Ben şurda 1 yıldır yazıyorum topu topu birkaç bin kişi okumuş; adamın sitesi kilitlendi, üstelik sitesindeki hiçbir şeyi de kendisi yazmadı. Ben de hıyar gibi adamın yayınladıkları hakkında ahkam keseyim burada, olacak iş mi? Şu kadacık gurur kalmamış, karakter kalmamış lan bende... Neyse bari, her paragrafın ilk harfini bold yazayım da haberci gibi hissedeyim kendimi; incinen gururumu onarmak için. Julian Assange olacak dürzü daha belgeleri yayınlamadan, sadece içinde Türkiye'n in de olduğu açıklandığında yusuf yusuf atmaya başladı bizimkiler. "Eteğindeki taşları bir döksünler de ona göre bakalım... Evet..." dedi bir üstad. 2 gün oldu çıt yok hala, taşlar döküldü işte. Kişilerin ağızlarından çıkanlar için bir şey deyemem ama kişilikleri ile ilgili ayrıntıları zaten biliyorduk; Abdülkadir Aksu, Tayyip, Bülent Arınç hakkındaki hiçbir şey en azından beni şaşırtmadı. Sadece açık açık yazıldığını, taa Am...

Eski Çarşı'da Bir Pornstar

Resim
Ülkemdeki kuaförlerden hiç bir zaman vitrinlerindeki resimlerdeki kadınların çıktığını görmedim. Allah'ın Gebze'sindeki kuaför bile camına Hillary Duff, Sienna Miller, Jennifer Lopez, Jessica Alba, Charlize Theron resmi koymuş. Şuh şuh bakıyorlar. Ulan gelip sende mi meç, balyaj, bilmem ne yaptırıyor bu kadınlar? Nasıl bir tehlikenin içine atıyorsunuz kendinizi farkında mısınız? Hayatımda çok fazla şehir gezmedim ama İzmit'in de kuaförlerinde bir değişik tavır var. Kafamı kaldırıyorum; "Kuaför de Levent", Kuaför de Bülent" falan filan. Camlar İbrahim Toraman, Tarkan, Ricky Martin fotolarıyla süslenmiş. Harro styla. O "de" ne oluyor ulan o "de" ne? Nasıl bir ruh halinin, nasıl bir sersem s.kin mahsülüdür o "de", neden bir artikel manyaklığı var hepinizde? Gebze'de kafamı kaldırmadan yürümüşüm 27 yıldır; kaldırınca anladım ki hiç bir şey kaybetmemişim. Binaların 2. katlarından sonrası bomboş Gebze'nin en işlek sokaklarında...

Lezzet Dudakları II: Meydan Pilsen

Resim
Bu akşam sizin için kendimi feda ettiğim mekan Gebze Meydan Pilsen . Size bardan sesleniyorum. Yani seslendiğimi düşünüyorum: Kafam o kadar güzel ki; bağırıp bağırmadığımı, seslenip seslenmediğimi yarın sorup soruşturarak öğrenebileceğim ancak. Efendim; Gebze Meydan Pilsen, Mustafa Paşa Camii ile Atatürk Meydanı arasında kalan kısımda, Deniz Ticaret'in yanıbaşında bir Efes pabı. O kadar şahane, o kadar içten bir yer ki; normal bir hafta içi günde birkaç bişey içmek için gelip kah Fashion Tv, kah PowerTürk eşliğinde bira, rakı veya votka yudumlayabileceğiniz bir yer. Gebze'deki her mekan gibi buraya da kadınlar giremiyor. Yani bu yönde bir yasak yok; lakin girerse iyi sonuçlar doğurmayacağını tahmin ediyoruz. Meydan Pilsen; koskoca Gebze'de alkol alabileceğiniz tek düzgün yer. Çok da şık bir menüsü var. Menüdeki en şahane seçenek et sote. O kadar acı olabiliyor ki, ertesi sabah g.tünüzden kan gelebiliyor; tavuk sote de aynı şekilde. İnanılmaz derecede acı ama bir lezzet...

Ducati Bizi Işınla

Resim
Reklamın iyisi kötüsü olmaz mottosunun niçin sadece Türkiye'de geçerli olduğunun açıklamasının yapılmasını istiyorum. Reklamın iyisi bal gibi olur. Reklamın iyisi olmayınca akılda da kalsa ben o ürünü kullanmam. Kullanana engel olur, gerekirse canını yakarım. Mal mıyız lan biz? İyi reklamı haketmiyor muyuz? "Nası olsa s.ke s.ke bu ürünü alacaksınız, reklam yaptık ama dostlar alışverişte görsün diye, yoksa reklama bilem ihtiyacımız yok" dercesine yapılmış reklamlar yüzünden televizyon izlemiyorum 15 yıldır. Gündemden koptum. Televizyonu açtığım zaman otistik çocuklar gibi sadece reklam izlerdim eskiden. Yalan yok, televizyon izlemeyişimin nedeni reklamların kalitesizliği değil; evde bir tane televizyon var ve o televizyonda da gündüz Esra Erol, gece de NatGeo izleniyor. Evde olup da bu yayınlara maruz kaldığım günden bu yana Türkiye'de abazanlığın yaş ve cinsiyete göre değişmediğini, Esra Erol'un çok feci bir hatun olduğunu, Goddard Yüksek Çözünürlük Tayfölçeri...

İntihar Kılavuzu: Müntehirin Bileklerindeki Ahkam Kesikleri

Resim
Şimdi; intihara m eyilli biri olmakla itham ediyor beni Mustafa. Her ne kadar "Manyak mısın oğlum lan ne alakası var?" diye çemirsem de haklı hissedecek kendini bu yazıyı okursa eğer. Mustafa emin ol baltayla falan kendimi öldürmek gibi bir fikrim yok şu an (ki bilirsin, öyle naif yöntemler tercih etmem böyle bir konuda) ama günlerdir şu meth denen ekşi sözlük yazarının intiharı olayını düşünüyorum. Öyle bir takıldı ki aklıma, çıkmıyor aq. Psikolojik sorunları olabilir insanların, Türkiye'de psikolojik destek alması gereken en az 50 milyon insan var. Ben de o takribi 50 milyon kişiden biri olduğumu düşünmesem psikoloğa gitmezdim mesela ama psikiyatrik derecede problem sahibi olmaktan hep korktum. İşte bu meth de beton gibi bir antidepresan kullanıyormuş. Allah'ım, sen kimseye verme böyle hastalık, e mi? Hayatında bir kez antidepresan kullanıp ebesininkini tersten gören bir insan olarak intihar konusunu ahkam kesikleri içerisinde bırakmak istiyorum şu an. Şimdi ekşi s...

Çalışmayınca da Gayet Rahat Olabiliyormuş

Resim
İlkokul 1. sınıfı Eşrefbey İlköğretim Okulunda tamamladıktan sonra babam dinmek bilmeyen gözyaşlarıma ve türlü edepsizliklerime duyarsız kalarak beni Osman Gazi İlköğretim okuluna yollamıştı. Mahalledeki işyerlerinin arasına sıkışmış tek ev bizimki olduğundan, hayatımda edindiğim ilk arkadaşları terketmek çok koymuştu bana. Bir de yeni okulumda bir yıldır beraber okuyan çocukların arasına düşünce ayrımcılığı, hor görülmeyi, dışlanmayı, dayağı tattım. Sonradan iyi arkadaş olduk hepsiyle ama, beni dövenleri de zamanı gelince bir güzel dövdüm hıncımı da aldım. Eşrefbey'de gestapo sistemi vardı; koridorda heyula gibi bir nöbetçi öğretmen, zilin çalmasının üzerinden 1 saniye geçmiş olmasına rağmen hala sınıfa girmemiş anarşist veletlerin kıçına kıçına vururdu. Bahçe duvarları o kısacık boyuma oranlandığında gökyüzünü görmemizi engellemek için yapılmış gibi duruyordu falan filan. Osman Gazi'ye geçince her ne kadar sevilen bir çocuk olmasam da, teneffüslerde beraber kaçıp bakkala git...