Kayıtlar

Nisan, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Lezzet Dudakları VI - Özsüt

Resim
Şu anda siz e Gebze Center - Özsüt’den yazıyorum gençler. Nassınız? İyi misiniz? İş güç nasıl inşallah? Oh oh pek ala, pek ala. Size Özsüt anlatayım diye Meydan’da rakı – El Clasico kombinasyonunu elimin tersiyle bir kenara ittim, sevildiğinizi bilin. Hava da soğuk, b.kum bağırsaklarımın içinde donmak üzere. Şimdiden 1-0 geriye düştü Özsüt. Ulan insan bir sorar “Üşüdün mü panpa, ısıtıcının düğmesine basıvirem mi?” diye. Hemen karşımdaki masada oturan dayıların üzerinde mont olmasına rağmen neden onlarınki yanıyor da benimki yanmıyor arkadaşım? İnsan evladı değil miyim ben? Hayvan evladı mıyım? Benim anam inek mi? Gelir gelmez hemen yanıma bir garçon geldi, bak bu iyi bir şey. Bir baktım; tanıyorum lan ben bunu! Daha önce Pusula’da çalışıyordu bu. O beni tanımadı. İlginç. Ses etmedim ben d... Bak işte, hemen çaprazıma 2 kişi oturdu, hiç sormadan yaktılar ısıtıcıyı, verdiler alevi beyinlerine. Bak ya. Neyse. Her zamanki gibi bir Türk kahvesi (orta şekerli ) ve bir de sade soda. Sonuç...

5 Dakika

Resim
İnsanlar zaman mefhumu ile bilinçlerine kavuştukları andan beri iç içeler sanırım. Zamanı ölçmek, zamanı ölçü birimleriyle değerlendirmek ise ilk kimin aklına gelmiş bilmiyorum ama merak ettim; hiç araştırmadım. Göreli bir kavramı ölçebilmek için mükemmele bu kadar yakın bir sistem kurmak için gerekli vasıflara sahip kişinin, sadece bu alanda değil, diğer kafa gerektiren pek çok alanda da başarılı olmuş olması lazım. Bugün saat deyince akla Swatch, Seiko, Brietling falan geliyorsa işte tam da bu saati keşfeden kişinin başarılı oluşunun kanıtıdır; ne kadar maharetliyse o kadar unutulabilirdir bir insan . Küçükken "Günler de amma yavaş geçiyor aq" dediğimi hatırlıyorum hep. 1 gün 1 hafta gibi gelirdi. Hayal gücüm olmasa ertesi güne uyanmak istemeyecektim heralde. "Lan bi bakmışsın yarın okulu uzaylılar istila ediyomuş" diye heyecanla uyuduğum geceler hatırlıyorum. Yaş ilerledikçe hayal gücü terketmiyor insanı ama hayalleri gerçek hayata uyarlamaya çalışırken daha bir...

Seks Otobüsü Ücret Tarifesi

Resim
Taksim'de "Seks Otobüsü" kavgası "Bunlar orada yan yana oturmuşlar. Biri diğerinin koluna girince anladım ki seks yapıyorlar. Yani, biz büyüklerimizden öyle duyduk. Ben bu yaşıma kadar bekaretimi korumak için elimden geleni yaptım; yoksa kimler kimler koluma girmek istedi. Kalktığım gibi yerimden "Burası şey otobüsü değil?" dedim. "Ney?" dedi pezevenk. Adını unuttum. İnsanın her gün karşılaştığı bir şey değil. Sonra hatırladım; "Sex otobüsü değil" dedim. X'le. Öyle yazılmıyor muydu? Hani "18 year old teen had sex for first time" falan yok mu internette, ordan biliyorum." Otobüs ve minibüs şoförlerinin ayı ve gorilden evrildiği bir ülkede yaşıyor oluşumuzun kanıtlarını her gün görüyoruz bir şekilde. Bu örnekte de yanyana oturan bir kadın ve erkeğin tesadüfen meydana getirdiği, kaza kurşunuyla doğan bir İETT şoförü var. "Bu tür olayların İ stanbul gibi bir yerde yaşanıyor olması ne kadar ilginç, değil mi?" gibi...

Fortress Of Solitude - IV

Resim
Hasta olmak d erken kastettiğim buydu işte. Aldığı nefesin farkında olmamak, yediğinin tadını alamamak değil sadece; ben hasta olduğumda beklediğim ve aldığım bunun çok daha fazlası. Hasta olduğunuz zaman içinizde hiç hasta olduğunu gizleme ihtiyacı doğmuyor mu? Doğmuyorsa, çevrenizde sizin aciz bir anınızda yanınızda olacak birilerine sahip olmanızdan kaynaklanıyordur. Bu anormal bir durum değil, normali bu. Sadece bunun için hastalanmak isteyen insanların varolduğunu biliyorum. Son derece mantıklı bir davranış olur. Biraz şefkat, biraz ilgi, biraz moral. Zaten hayatta beklediği mutluluğun gerisinde olan insanların (ki bu iki türlü olabilir: Ya gerçekten yetersiz bir mutluluğa sahipsinizdir, ya da beklentiniz çok yüksektir) hastalık halleri kendileri açısından çekilmez zamanlar olur. Normal zamanda farkında olamadığınız zevklere erişmek hastayken pek mümkün olmayacağından kıymetleri artar, vesaire; güzel bir yemek, gezip tozmak gibi zevklerden bahsediyorum. Bunun yanında; hasta olun...

Lezzet Dudakları V - Roxy

Resim
Öyle çok da g ezip tozan bir insan olmayışımdan mütevellit, Emre'nin Yıldız'daki evini bulmam oldukça zor oldu. Planımız 3er adet birayı evde tüketip akşam da dışarda birşeyler içtikten sonra dağılmak olduğundan, görev bilinciyle biralarımızı içmeye başladık. İnternetten kaçak Fenerbahçe maçı yayını yapan ızdırap verici derecede takılgan bir site, 2 adet orta boy pizza ve 3er adet bira. Öyle mal gibi oturduk. Tam baygınlık gelmişti ki artık, ablamdan bir mesaj geldi: "Roxy'nin sezon açılışına 2 davetiyem var, gider misiniz Emre'yle?" Emre'yi satıp başkasıyla mı gitsem acaba diye düşündüm ama ağzımdan da kaçırdım bir yandan ablamın mesajını. Emre "Gideriz!" deyince ben de Emre ile gidelecek bir Roxy'e hazırladım kendimi. Efendim, tam olarak nerde olduğunu bilememekle birlikte, Sıraselviler'de olduğunu söyleyebilirim. Yer yön duygum yok benim. Kapıda iki tane Rambo vardı, bi an geri dönecek gibi oldum ama özlerinde çok iyi insanlarmış. E...

Haydi Hasta Olalım

Resim
HASTA OLMAK İSTEYENLERE ÖNERİLER Yahu sabah ne güzel di hava lan. Tufan kopuyor dışarda şimdi. Japonya'dan radyasyon mu geldi acaba? Adamların her şeyi kaliteli, sağlam; radyasyonları da saftır şimdi bunların. Katışıksız, 1. kalite. Çin'den falan sızsaydı sorun olmazdı gibime geliyor. Vallahi havayı görünce direk aklıma bu geldi. Dışarı çıktım, bikaç damla değdi suratıma, canım yandı gibi hissettim; böyle sanki yüzüme değdikçe damlalar "Çasssssss" diye bir ses duydum gibime geldi. Tamam; melankoliğim, yağmuru seviyorum, gezip ıslanmak ve hasta olmak istiyorum yağmur gördüğümde etc. ama bi yeter ya! Nisanın ortasındayız, hava azıcık daha yüzsüz olsa kar yağacak! Kardeşim, kaldırdım ben montumu, paltomu, kar lastiğimi. İnsafın kurusun; tişört üstü süveterle nasıl gezeyim bu havada? Ensemi içieri çeke çeke kaplumbağa gibi oldum sanki bi boka faydası varmış gibi. Yüksek atlayacakmışçasına seke seke koşan kalkık yakalı insanlardan bir farkım olsun diye ağır ağır yürüyorum ...

Google'ın Annesi

Resim
Blogumun 1 ayd ır kapalı olmasıyla ilgile değil sıkıntım; 6 aydır bir açılıp bir kapanması ve bu konuda Google'ın hiçbir s.kim yapmaması. Hani aklıma geldikçe yazıyorum bir şeyler, insan doluyor, yazmak istiyor. Google'ın elimden aldığı sadece blogum değil; içimi döktüğüm günlüğümü, "Midas'ın kulakları eşşek kulakları / Dişleri inci, kiraz dudakları" diye haykırdığım kuyumu elimden aldı p.zevenkler. Tamam, şimdi rahat rahat girebiliyorum ama ne olacak benim domain? Ne olacak 1 kelime yazmamı bekleyen milyonlarca hayranım? Bunları düşündüğü var mı a Google? "Son bir ayda neler neler oldu aq." Böyle demek isterdim ama bir s.kim olduğu yok. Zaten tam da bu yüzden blog yazma ihtiyacı duyuyor insan. Belki de bloga gereğinden fazla misyon yüklemişim; yine bir alışkanlığı tutku haline dönüştürüp yokluğunda ızdırap çekmişim tam olarak bilemiyorum ama Blogger; senin ananı avradını s.kerim. Kapat aq şu yasadışı Digiturk yayını yapan blogları, geri ver etki alanı a...