Oyuncu Yetişmemesidir.
Oyuncu yetişmemesi derken şöyle anlatayım: oyuncu yetişiyor Türkiye'de ama ağaçta yetişir gibi. Tarlada yetişir gibi. Ne muhakeme, ne "fundamental", ne ahlak. Türk insanı zaten çok ahlaklı değildir; namusludur. İki bacağının arası temiz 'görünüyorsa'; çalmak, çırpmak, yan gelip yatmak, yalan söylemek, arsızlık yapmak, edepsizlik helaldir bizim için. O yüzden futbolcuda ne iş ahlakı, ne edep, ne utanma var. Namus da bu aralar sallantıda.
Bir yabancı kuralıdır gidiyor. Yerli oyuncular korunacakmış, yabancı ithal edeceğimize Türk oyuncuları yetişip kaliteyi artıracakmış. İyi de şu milli takımın haline bir bakın:
Bu yılın en sükseli transferi Olcan Adın hem kulübünde hem milli takımda kulübenin kırlenti.
Kalede, bir maç önce belki de ülkenin en örnek futbolcularından biri varken (ki kişilikle örnek olmak tabii ki yetmez ayrı mesele), yetenek olarak kendisinden iki gömlek aşağıda olan Volkan Babacan kalede; hem de kariyerinin en önemli maçında Recep Tayyip Erdoğan'dan yediği 3 gol henüz hafızalardayken.
Forvet? Neredeyse kariyeri boyunca hep yedekten gelen Umut Bulut. Allah'tan o var, yoksa Mevlüt Erdinç!
Sol bekte bir buçuk sezon önce futbol oynamayı öğrenen Caner Erkin ve orta yapmaya dayalı külüstür futbolu.
Sağ bekte "Bu maçta süper oynar"larla kendinden bahsettiren ama genelde bunu 10 veyahut 15 maçta bir "Ben demiştim"e çeviren, Burak Yılmaz'ın yalancı çobanı olduğu ligin iki numaralı ceza sahası soytarısı Gökhan Gönül.
Orta sahada Ozan Tufan adında "Oğlum git bize iki çay söyle" tadında bir bebe. Dikine oynadığında fena oynamıyor ama ceza sahasında rakibi tırpan gibi biçmemek gerektiğini dün öğrenmiştir umarım.
"Playmaker" olarak oyuna giren kurtarıcı umudumuz Bilal Kısa. Oyunun gidişatını değiştirmek için ortaya sunduğu parlak fikir: ayağına aldığı her topu kaleye vurmak. İlk şutunda gol atınca bir umutlandım, daha sonra bir baktım her topu kaleye vuruyor, bir kısmı aya gidiyor; dellendim. Hayatında 10 maçtan fazla oynadığı en büyük takım Akhisar Belediye. Şu anda 31 yaşında, milli takımdaki 5. maçına çıktı.
Selçuk İnan'ın döküldüğü, yerine Olcan Adın'ın düşünülmediği kadroya Oğuzhan Özyakup'u alıp onu pas trafiğinin arasındaki alelade oyuncu yapmak dünün en mantıksız hareketiydi.
Kardeşim biz küçük takımız. Arada güzel oyuncularımız çıkıyor, tarihte adımızdan söz ettirdiğimiz birkaç dönem oldu yoksa biz sıradanız. Bizim yerimiz 5, bilemedin 4. torba. Bizim bu kibirimizin, kendini beğenmişliğimizin, özgüvenimizin altı bomboş. Hayret ettiğim, kimse böyle düşünmüyor.
(ekşisözlük)



