Sokaktan geçen insanlardan Türkiye'nin 21. yy'daki macerasını tek kelimeyle özetlemelerini istesek, en çok seçilen kelimelerden biri "yayın yasağı" olurdu. Evet, "yayın yasağı" tek kelime değil, bir kelime öbeği ama malımı tanıyorum. İşte bugün yeni bir yayın yasağı ile karşı karşıyayız: Onlyfans. Hikmetli, edepli, mangal yürekli insanımızın erdemi ekonomimizin gidişatına ancak 2022 yılına kadar dayanabilecekmişti ki bu yılda Türkiye'de bir onlyfans hesabı patlaması yaşanmıştı. Hatta bir dönem televizyonlardaki yorum programlarında Onlyfans'ın kötü bir şey olmadığı, gayet de güzel bir gelir kapısı olduğu propagandası yapılmıştı. Bugün ise ahlakın yeryüzündeki yegane savunucusu olan sayın cumhurbaşkanımız iki küsur yılın sonunda Onlyfans'ı yasaklamaya karar verdi de ahretimiz bir nebze olsun kurtulmuş oldu.

Halkımız hikmetlidir; faizle enflasyon arasındaki ilişkiyi anlamaz, haram ile helal arasındaki farkı anlamaz, doğruyla yanlışı ayırt edemez, özgürlük ile bağımsızlık arasındaki farkı umursamaz ama ahlaksız bir şey gördü mü hemen tanır. Bu biraz da algıda seçicilik olsa gerek. Nihayetinde Türkiye'nin taşrasındaki sapkın ilişkileri ve cinayetleri yayınlayan Müge Anlı'nın en çok izleyiciyi yine taşradan topladığı verisi yayınlanmıştı geçenlerde. Halkımız kendini bilir, önlemini alır.
Uzatmayalım; aynı Keynes'in o ünlü sözündeki "Faiz sebep enflasyon sonuçtur" kandırmacası içerisindeki ruh haliyle bakılan bu Onlyfans olayının aslında ne ahlaki çöküntüyle ne de yasadışılıkla alakası olmadığını önümüzdeki yüzyıl gelmeden halkımız anlayacaktır. Onlyfans'ın patlamasındaki sebep sonuç ilişkisi ilkokul terk zihin yapısındaki halkımıza sofistike bir orta iki konusu gibi gelecek olsa da, Onlyfans kapandıktan sonra da insanların kendilerini, çoluklarını ve çocuklarını Onlyfans hesabı açmaya iten şeyin ortadan kalkmadığını gördüğünde belki bir şeyler kafasına dank edecektir. Bir kez daha iş işten geçikten sonra, yine "ahlak" bahane edilerek internet kullanımı özgürlüğünün kısıtlandığını fark edecek ve köşesine geçip yastığını ısırarak "lanet olası dış mihraklar" diye ağlayacaktır. Yine de anlamakta zorlanacaklar için o orta iki konusunu şöyle biraz açayım, benim de sınavlarım yaklaştı bilgilerim pekişsin:
1: OnlyFans gibi platformların açılması, yozlaşmanın kapalı kapılar ardından çıkıp kamusal alanda normalleşmesi; ahlakın yok olmasının nedeni değil sonucudur. Ahlak tanımında cinsel sınırlamalar bulunan bir toplum, kendi çizdiği ahlaki çerçeveye göre gerçekten ahlaklıysa; OnlyFans gibi oluşumlar zaten talep görmez ve en başta hiç ortaya çıkmaz.
2: Ahlak, bastırılmışlık değildir. Bir dürtüyü bastırıyor olmak ahlak değildir. Ahlaksızlığın bedeli kişiseldir. Toplumsal nedenlerle bastırılmış davranışlar normların alanına girer. Normlara karşı gelmek kişinin toplumla ilişkisini, ahlaka karşı gelmek kişinin nefsiyle ilişkisini ilgilendirir. Belli “ahlaki” kavramlara karşı gelmek toplumsal bedeller ödemeye yol açıyorsa o kavramlar “ahlaki değerler” başlığında değil “ahlaki normlar” başlığında değerlendirilmelidir.
3: Ahlaki yaşam iki günde yok olacak bir şey olmadığı gibi bir toplumun ahlaklı olması, ahlakın neyle ölçüldüğüne ve toplumun ahlaklı olma anlayışına göre değişir. Bir toplum için cinsel özgürlük büyük bir tabuyken kamu malına tamah etmek tabu olmayabilir. Bir başkası için haram yemek büyük bir ahlaki eksikliğin sonucuyken cinsel tabusuzluk ahlakla ilişkilendirilmez.
4: Ahlakın ne kadar sağlıklı ölçülebildiği son derece tartışılır bir konudur.
a) Bir toplumun bireyleri ahlaklı olmayı bireysel bir ödev edinebilir, her birey kendi nefsine karşı ahlaki bir mücadele verebilir.
b) Bir birey ahlaklı olmak yerine ahlaklı görünmeyi tercih ederek ahlakı sosyal getirilerinden faydalanabileceği bir araç olarak kullanabilir.
c) Bu ikisi arasındaki farkı ölçmek mümkün değildir.
5: Eğer ahlakın toplumsal bir kavram olduğunu kabul ediyorsak ve cinsel özgürlük ahlaksızlığa konuysa, 1. madde ışığında Türkiye'de OnlyFans'ın yayılması toplumsal ahlakın olmayışının sonucudur. Bunun nedeni de Türk toplumunun ahlak anlayışının 4. maddenin b kısmında anlatılan tanıma uymasıdır.
6: Bir toplumun ekonomisinin istikrarlılığı, kültürünün barındırdığı ahlaki normlara ne derecede sahip çıktığıyla doğrudan ilişkilidir. Ekonomik olarak geçinmekte zorlanan insanların hayatta kalmak veya yaşam standartlarını korumak adına vazgeçtikleri ilk değer ahlaktır. Ardından vicdan gelir.
Hayat; eksiklik olarak gördüklerinize bahaneler aramadığınızda Aristo mantığı kadar basittir.
Yazının sonuna, Türkiye'nin bu günlere gelmesinin mimarlarından biri olan Süleyman Demirel'in konuyla çok yakından ilgili olarak 1991 yılında sarf ettiği şu sözleri yapıştırayım:
"Türkiye'nin birinci sorunudur enflasyon. Hakikaten bugün, enflasyon dediğinizi halk günlük yaşar, halkın birinci sorunu geçim sıkıntısıdır.
Esas enflasyon devletleri yıkan bir olaydır. Milletleri içinden bozan bir olaydır. Enflasyon sadece pahalılık olayı da değildir. Ahlakı bozar, borcu olan borcunu ödemez, alacağı olan alacağını alamaz.
Hırsızlıktan, soygundan, fuhuşa kadar hemen hemen bütün yolları açar. Toplumun içini bozan bir olaydır. Onun için batılılar, enflasyona bir numaralı halk düşmanı derler. Tek kollu canavar derler. Batı enflasyondan fevkalade çekinir"
(ekşisözlük)