Çocukları Atari ile Tanıştırmak ve Lego Builder's Journey

Yeminle bak, bir babanın çocuğuyla beraber oynadığı ilk oyun olsun diye üretilmiş bir oyun bu. Yani benim için öyle oldu; çocuğunu bir şekilde bilgisayar oyunu kavramıyla tanıştırmak isteyen herkes için de muhteşem, benzeri zor bulunacak bir seçenek. Bir akşam önceden "Yarın çocukla oynarken ilk defa oynamış olmayayım, kontrolleri bir öğreneyim en azından" diye açmamla yapıştım oyuna. Bitirdim. İçim el vermedi. Hüzünlendirdi, vakit geçirtti, duygulandırdı, eğlendirdi; daha ne yapsın amk. Oyun babasına ulaşmaya çalışan bir çocuğun hikayesi üzerine kurulu. Legolardan oluşan platformlar arasında bulmacaları çözerek ilerliyoruz. Ne zor, ne çok kolay; tam olması gereken zorlukta. 5 yaşındaki bir çocuğun da anlayabileceği seviyede.


Bizimkinin minik bir kamerası var, bir arkadaşının annesi almış doğum gününde. O kameranın içinde 2-3 tane basit, 8-bit oyun var. Ayda bir falan aklına geldikçe açıyor, oynuyor onları 10-15 dakika. Çok sürükleyici şeyler olmadığı ve birazcık da zor oldukları için şanslıyız. Yalnız artık yavaş yavaş televizyonda ve bilgisayarda oyun oynanabildiğine dair efsaneler kulağına çalınmaya başlıyor; bazen kreşten bir çocuktan duyuyor, bazen de ayının armut seçtiği gibi ince eleyip sık dokuyarak seçtiğim YouTube Kids videolarının arasında bahsi geçiyor. Bizim çocukluğumuzdaki gibi değil; renkli televizyonlar bile benimkiler gibi anne babaları Tanrılar Çıldırmış Olmalı’daki Xixo'ya çeviriyordu. Özellikle babam tam da bilgisayarın faresini sopayla dürtüp "Hoooğğ hooğğğ!" diye bağıracak türden teknoloji cahiliydi; o yüzden tek amacının çocukları dersten uzak tutmak olduğunu düşündüğü bu şeytan icatlarını bizden uzak tutmaya çalıştı hep. Şimdi ise çocukların anaları babaları (ben dahil) telefondan, tabletten kafasını kaldırıp çocuğun yüzüne bakmadan konuşuyor; sonra da çocuğa tableti günde yarım saatle falan sınırlamaya çalışıyor. O çocuk o tableti yer, yutar belli bir yaştan sonra. Ayıramazsın, eline koluna yapışır.

Ben rahat olunması gerektiğini düşünüyorum ama çocuğu bir anda bilgisayar oyunu bağımlısı yapmayacak, böyle bol glikoz şuruplu karbonhidratlı değil de organik, meyve özlü bir oyun bulmakta da zorlanıyordum. 2 yaşındaydı (şimdi 5 yaşında). Bir gün zınk diye girdi odaya, ben RDR2 oynarken. Atla birinin peşinden koşturuyordum. "Baba, bu amca nereye gidiyor, niye elinden ateşler patlıyor?" dedi. Ne yapacağımı şaşırdım. "Oğlum, sen git. O amcayla benim bir işim var, konuşuyoruz biz onunla," dedim falan, öyle kandırdım ama hâlâ soruyor. Hiç çıkmadı aklından. Yani o tür şeyler görmemeli. Zaten tabanca nedir, kılıç ne işe yarar onları da bilmiyor. Ulan, bak şimdi yazdığımı okuyunca bir yanlış geldi ya. Çok dayak yer bu böyle. Keyif için döverler, karşılık da veremez. O konuya bir çözüm düşüneyim.


Neyse, velhasıl aradığım oyun buymuş amk. Hikâye anlatımı, eğlence ve gerilimin dozu, zorluk seviyesi falan mükemmel bir oranda. Sürekli tekrar tekrar oynanacak bir şey yok çünkü hikâye tabanlı; yaratıcı modu da var ama çok kısıtlı olduğu için çocuğu kesmez. Muhteşem ya.

Bu arada, illa çocukla oynanacak diye bir şey de yok. Oyun bayağı güzel lan. Anlatımı, hikâyesi falan çok iyi. Alın oynayın kardeşim. Yalnız az önce baktım, Steam'de 190 TL olmuş. Ben bu oyunu Epic'ten beleşe aldıydım. Kısmet bazı şeyler.

Not: E buraya da bir tam çözüm bırakalım bari! link