Cinping Cinping Atıyor Bu Gönlüm

İlk kaynak Jennifer Zeng diye bir gazeteci. 17 saat önce paylaştığı tweet’ten sonra farklı bir kaynaktan teyit gelmedi. Diğer tüm haberlerin kökenine indiğinizde yolunuz yine Jennifer bacımıza çıkıyor.

Peki, o soruyu soralım:

Gerçekten Çin'de bir darbe olabilir mi?

Cevap:
Neden olmasın?

Konuyu rahatsız edici derecede yüzeysel olarak anlamaya çalışırsak:

Şi Cinping bir süredir “memleketimizin bekası”, “dıj güjler”, “Amariganın oyunları” söylemleri ve “bir gece ansızın Tayvan 82 Hong Kong 83”, “Rusya davasında haklı”, “Ekonomik olarak tüm dünyayı laciverde boyarız” anlamına gelen hareketleriyle Çin’i daha önce olmadığı kadar hareketli suların içine sokmuş; bununla birlikte, başta Jack Ma olmak üzere Çin’in sertleşen tavrının ekonomiye yansımalarından rahatsızlık duyan nüfuz sahibi pek çok kişiyi hapse atmaktan ortadan kaldırmaya kadar pek çok uygulamaya tâbi tutmuştu. Çin padişahı da olsanız rahatlıkla penisinizin keyfine göre yapamayacağınız bu hareketleri gerçekleştirmeden önce kendinizi garanti altına almanız gerekir. Bu garanti de Şinping için önce askeri yatırımlara ağırlık vermek ve ardından da 1982 yılında Çin yönetiminin diktatörlüğe dönüşmesini önlemek adına getirilen “maksimum iki dönem başkanlık” mevzuatını kaldırmak oldu.

Yani basitçe:

  • Askeri harcamalarını ve yatırımları artır,
  • Bunun özgüveniyle ülke içinde ve sınırlarında tehditkar politikalar uygula,
  • Düşman/rakip gördüğün ülkelerin nüfuz alanlarında ekonomik/diplomatik faaliyetlerde bulun,
  • Tüm bu politikalar dikkat çekince konuyu beka, milliyetçilik, ayrımcılık noktasına çekip tehditler savur,
  • Bu agresif politikadan ve bu politikanın ülkenin ekonomisine, günlük yaşantısına etkisinden şikayetçi olanları suçla/ötekileştir/hapset/yok et,
  • Her gün dıjgüjlerin Çin üzerine oynadığı yeni oyunları medyaya sal,
  • Toplum kulak memesi kıvamına geldiğinde ağzındaki baklayı çıkar: İstikrar için, beka için başkanlık sistemini mi değiştirsek?

Ne kadar tanıdık bir hikaye değil mi? Çok tanıdık. Ayyynı Tür... pardon, Rusya.

ABD ile girdiği ekonomik çarpışma, özellikle Afrika, Güney Amerika, Doğu Avrupa ve Türkiye’deki stratejik yatırımlar ve son olarak Hong Kong ve Tayvan agresifliği ile şimşekleri tek başına üzerine çeken Çin için Rusya ile bir kâr ortaklığı sağlamak lezzetli bir seçenek olarak göründü. Zaten aralarında ciddi hacimli ilişkiler bulunan Çin ve Rusya, 2019'daki görüşmelerde büyük çaplı ekonomik ve daha da büyük çaplı stratejik işbirliği anlaşmalarının altına imza atarak güçlü bir cephe oluştuğunun ve yakın gelecekte bunun etkisini göreceğimizin haberini vermişti. Rusya, 2014 sonrasında Ukrayna üzerinden tansiyonu tekrar (2021) yükseltirken eş zamanlı olarak Çin de Çin Denizi'nde atarlanmaya başladı. Fakat sanırım burada dengeleri bozan önce Rusya’nın Ukrayna’daki yeni operasyonunun zamanlaması, çapı ve ardından da bu operasyonun kesin bir başarısızlığa doğru sürüklenmesi oldu. Şimdi Çin içeride otoriter, dışarıda da tüm dünyanın izole ettiği başarısız bir manyak ile müttefik halde kalakalmış durumda. Rusya'nın Ukrayna operasyonundaki her gün kötüye giden ve şu andan itibaren tamamen iyiye gitse de ne kadar kazanımla sonuçlanacağı belli olmayan durumu, Çin'in bu Rus işbirliğine balıklama atlamasına neden olan tüm amaçlarını baltalar durumda. İki ülke arasındaki anlaşmalar, daha yeni “bestie” ilan edilen Rusya'nın bir anda yerle bir olan uluslararası itibarı ve ekonomik güvenilirliği; Çin'in en ihtiyaç duyduğu anlarda atarlanmasına, özgüvenli hamleler yapmasına engel oldu.

--- SPOILER ---

Hani lan sonu kötü olacaktı, hani ABD'nin canı yanacaktı Nancy Pelosi'nin uçağı Tayvan'a inince? Ne oldu? Hemen söyleyeyim; Çin, Tayvan'a narenciye ve donmuş balık ihracatını askıya aldı. ABD'nin bunu beklediğini düşünmüyorum. 1 aydır nasıl bir misilleme yapacaklarını düşündüklerine eminim. Ayakta zor duran demans hastası yaşlı bir osuruğu başa getirip indirmek için fırsat kollayan ABD'nin de ekmeğine mani olup dede'nin hanesine puan yazdırdınız amk. Siz de olmasanız adamın geçer notu yok mnaki.

--- SPOILER ---

Velhasıl, Çin dış politikada sessiz ve ağır ilerleyen, içeride halkının ensesinde boza pişirip dışarda kapitalist takılan, faşizmi sosyalizm/komünizm diye sunup yese de yemese de kaşığı halkının ağzına dayayan ama tüm bunların yanında uluslararası alandaki imajına düşkün, kendini gülünç durumlara düşürmemek için çaba gösteren, itibarı pek çok şeyin önüne koyan tipik bir doğu gücüydü. ABD ile girişilen bu atışma ve bu atışmada kendi tercihleri yüzünden elinin kolunun bağlı kalması elbette bazı kellelerin gitmesi için elinde güç tutanları hareketlendirebilir. Türkiye'de yok FETÖ'ydü yok Menzil'di yok İsmailağa'ydı abuk sabuk tipleri bürokrasiye doldurarak dengeleri belli bir şahsın lehine değiştirebilirsiniz belki ama Çin gibi bir ülkede bu tür maceraların başarısızlıkla sonuçlanması "aldatıldık, halkımız ve Allah'ımız bizi affetsin" diyerek geçiştirilebilecek bir şey değil. Zira Çin'de Allah yok, halkımız dediğin şeyle aranda da anlı şanlı Çin Komünist Partisi var.

Peki böyle bir olay olmuş mudur? Cinping'i harcamışlar mıdır matmazel?

Ben hiç sanmıyorum.

1 Ekim'de Çin Ulusal Bayramı var. Eğer ortada ilerleyen tanklar varsa, Çin'in meşhur resmi geçitleri için hazırlık olabilir. Malum, her sene tekrarlanır ve bu sene her senekinden daha büyük, daha göz dolduran bir resmi geçit olması için gereken her türlü neden mevcut.

Son not: Tüm bunlar elbette eksik ve sınırlarının dışında atarlanan ülkelere duyulan nefretin yarattığı bir taraflılıkla yazıldı. Hakikati kristal parlaklığında arayanın blogger'da işi yok; hepimiz biliyoruz.


(ekşisözlük)