Ah, Rapidshare... Zamanının hayatın akışını değiştiren türden sitesi. Üniversite hayatımın piç olmasının ikincil aktörlerinden biri. Premium hesap almak için hayatta yapmayacağım şeyi yapıp kredi kartı almıştım (evet, her yaşıtım gibi ilk kredi kartım HSBC Advantage idi).
Şöyle bir şey hatırlıyorum hayal meyal; RapidShare’e ödeme yapmak önceleri kolaydı, sonra sadece PayPal ile ödeme yapabilir olmuştuk. PayPal’a para yatır, sonra RapidShare’e. PayPal’a ise kafamıza göre para yatıramıyorduk; en az 25 TL yatırmamız gerekiyordu ama RapidShare üyeliği 5 ya da 6 TL gibi bir şeydi. 25 lira o zamanlar ciddi para bizim gibi üniversite öğrencileri için, belki gelecek ay üyeliği yenilememize gerek olmayacaktı, niye o kadar para bağlayalım?
Zamanla RapidShare’de aradıklarımızı bulamamaya başladık ve başka sitelere yelken açtık. MegaShare, MegaUpload, vs, vs... Sonra bir gün bir site gördük, PayPal’ın yanı sıra Bitcoin diye bir şeyle ödeme yapabiliyorduk. Hem de 25 TL’lik falan almak zorunda değildik. Ama baktık hem bin dereden su getirtiyor Bitcoin denen şeyi almak için, hem de duyulmuş bir site değildi (en azından bizim için, adını bile hatırlamıyorum), o yüzden hızlıca vazgeçtik bu sevdadan. Kim bilir, belki de 10 liralık alıp 6 lirasıyla RapidShare premium üyeliği satın alıp gerisini de öylece bir kenarda tutsaydık şimdi trilyonerdik.
Hayaller, hayatlar.
Edit: Çok partlı dosyaları indirirken hatalı inen partlardan bahsetmiş pek çok kişi, evet çok sinir bozardı fakat daha gıcık olanı boş partlar değil, tamamı boş olan dosyalardı. 10 part indiriyorsunuz ve tamamı boş. Kütük gibi. Ama her biri atıyorum 100 MB diyelim. Ama aslında içinde hiçbir şey yok. Notepad’e sürükleyip bakardık bu dosyalara; bir sürü abuk sabuk karakter, içerde hiç anlamlı bir harf kombinasyonu yok. İşte böyle dosyalara “İçine taş koymuşlar” derdik. “Hacı bu boş, ağırlık yapsın diye içine taş doldurmuşlar” gibi. Affedersiniz, ibnelik yani.
